top of page

Onun Hikayesi Biraz da Sessizlik

  • Jun 15
  • 2 min read

Updated: Jun 16

Hatice Akan, eşini kaybettikten sonra hayatını tek başına sürdürmeye devam ediyor. Eskiden iki kişinin paylaştığı evde artık daha ağır bir sessizlik var. Sabah kalktığında onu bekleyen biri yok, akşam eve geldiğinde gününün nasıl geçtiğini soran bir ses yok. Günleri çoğu zaman iş, ev işleri ve kendi kurduğu düzen arasında geçiyor. Dışarıdan bakıldığında sakin, kendi halinde bir yaşam gibi görünebilir. Fakat yalnızlık her zaman dışarıdan göründüğü kadar sessiz ve kolay değildir. Bazen insanı en çok yoran şey, konuşacak birinin olmaması, gün içinde yaşadığı küçük bir olayı anlatamaması ya da kapının çalmasını beklemesidir.

Hatice Hanım’ın evinde her şey yerli yerinde. Sofrası kuruluyor, çayı demleniyor, günlük işleri yapılıyor. Ama bazı şeylerin eksikliği hiçbir düzenle tamamlanamıyor. Eskiden iki kişilik olan sofra artık daha küçük. Evdeki konuşmalar azalmış, bekleyişler uzamış. Birlikte geçirilen yılların ardından tek başına yaşamak, insanın alışması zor bir yas süreci ile karşı karşıya kalmasına neden olabiliyor. Özellikle akşam saatleri, bu sessizliğin en çok hissedildiği zamanlar oluyor. Günün telaşı bitince insan kendisiyle ve evin içindeki boşlukla baş başa kalıyor.

Tek başına yaşamak, yalnızca aynı evde başka birinin olmaması anlamına gelmez. Aynı zamanda günlük hayatın küçük ayrıntılarını paylaşamamak demektir. Birlikte içilen çayın, akşam yapılan kısa sohbetlerin, kapıdan girerken duyulan bir sesin eksilmesi insanın hayatında görünmeyen ama hissedilen bir boşluk bırakır.


Hatice Hanım için en değerli zamanlar, bayramlarda yapılan ziyaretler. Kapısının çalınması, birilerinin gelip halini hatırını sorması, kısa süreliğine de olsa evin yeniden kalabalıklaşması ona iyi geliyor. Çünkü bu ziyaretler onun için yalnızca misafir ağırlamak anlamına gelmiyor. Hatırlanmak, görülmek ve hala birilerinin hayatında yer tuttuğunu hissetmek anlamına geliyor. Bir fincan çayın etrafında edilen kısa bir sohbet, sorulan bir Nasılsın? sorusu, onun günlerce taşıdığı sessizliği bir süreliğine hafifletiyor.

Bayram günlerinde evin havası değişiyor. Gelen misafirlerle birlikte odalara yeniden ses doluyor. Kapı zili, ayak sesleri, sohbetler ve gülüşmeler Hatice Hanım’a eski günleri hatırlatıyor. Belki her şey eskisi gibi olmuyor ama o kısa ziyaretler ona yalnız olmadığını hissettiriyor. Bazen insan büyük hediyeler, uzun cümleler ya da kalabalık sofralar beklemiyor. Sadece birinin kapısını çalmasını, kendisini hatırlamasını ve birkaç dakika da olsa yanında oturmasını istiyor. Bu yüzden sosyal destek, yalnız yaşayan insanlar için çoğu zaman büyük anlam taşıyor.


Hatice Hanım’ın yaşamı, bazı insanların kalabalık istemediğini sadece unutulmadığını hissetmek istediğini gösteriyor. Onun için bayramda gelen bir ziyaret, sıradan bir misafirlikten çok daha fazlası. O ziyaret, evin yeniden canlanması, geçmişin bir anlığına geri gelmesi ve hayatla bağının yeniden güçlenmesi demek. Çünkü bazen bir insan için en büyük mutluluk, birinin onu hatırlaması ve kapısını çalmasıdır.


 
 
bottom of page