top of page

Başkalarının Yükünü Dinleyen Biri

  • Jun 15
  • 2 min read

Updated: Jun 16

Melis Esmen, insanların en kırılgan anlarına tanıklık eden bir psikolog. Onun işi dışarıdan sadece dinlemek gibi görünebilir ama her görüşmenin içinde dikkat, sorumluluk ve sınır isteyen görünmeyen bir emek var. Gün içinde farklı insanların kaygılarına, yorgunluklarına, korkularına ve bazen kimseye söyleyemedikleri cümlelere eşlik ediyor. Her anlatılan hikayenin bir mahremiyeti olduğunu biliyor. Bu yüzden onun mesleğinde önemli olan yalnızca konuşmak değil bazen sessizliği de doğru yerden anlayabilmek.Bir insanın yaşadığı şeyi yargılamadan dinleyebilmek, doğru soruyu doğru zamanda sorabilmek ve karşısındaki kişiye güvenli bir alan açabilmek demek. Melis için bu meslek, insanın görünmeyen tarafına temas etmek gibi. Çünkü çoğu insan dışarıdan güçlü görünse de, içinde taşıdığı yükü her zaman belli etmiyor. Bazen bir gülümsemenin arkasında kaygı, bazen sessizliğin içinde yıllarca birikmiş yorgunluk olabiliyor.

Melis için psikolog olmak, insanın görünmeyen tarafına temas etmek gibidir. Çünkü çoğu insan dışarıdan güçlü görünse de içinde taşıdığı yükü her zaman belli etmez. Bazen bir gülümsemenin arkasında kaygı, bazen uzun bir sessizliğin içinde yıllarca birikmiş bir yorgunluk olabilir.

Onun işi insanlara hazır cevaplar vermek değildir. Bazen yalnızca birinin kendini ilk kez gerçekten duyulmuş hissetmesine alan açmaktır. Bu da mesleğin en sessiz ama en güçlü taraflarından biridir.


Çünkü bazı insanlar bir psikoloğun odasına yalnızca çözüm bulmak için değil, kendilerini anlatabilecekleri güvenli bir yer aradıkları için gelir. Günlük hayatta güçlü görünmek zorunda kalan, duygularını bastıran ya da anlaşılmadığını düşünen birçok insan için o oda, ilk kez rahatça konuşabildikleri bir alan olur. Melis de bu alanın ne kadar hassas olduğunu bilir. Bu yüzden her görüşmede yalnızca söylenenlere değil, söylenemeyenlere de dikkat eder.

Bir danışanın kurduğu cümle kadar duraksaması, susması ya da gözlerini kaçırması da bazen çok şey anlatır. Melis, bu yüzden dinlemeyi yalnızca duymak olarak görmez. Onun için dinlemek, karşısındaki insanın yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak, acele etmeden yanında durmak ve ona kendi hikâyesini yeniden kurabileceği bir alan açmaktır.

Bu meslek, dışarıdan sakin görünse de duygusal olarak ağır bir sorumluluk taşır. Çünkü her insan kendi hikayesiyle gelir. Kimi kaygısıyla, kimi kaybıyla, kimi çocukluğundan kalan bir yükle, kimi de yıllardır içinde tuttuğu bir cümleyle karşısına oturur. Melis, bütün bu anlatıların içinde dikkatli ve özenli kalmaya çalışır. Çünkü bir insanın en savunmasız anına tanıklık etmek, aynı zamanda büyük bir güvenin parçası olmak demektir.

Melis Esmen’in hikayesi, psikolog olmanın yalnızca bir meslek değil, insanı anlamaya çalışan sabırlı bir yolculuk olduğunu gösteriyor. Onun emeği çoğu zaman görünmez çünkü iyileşme bazen büyük değişimlerle değil, küçük fark edişlerle başlar. Bazen bir insanın kendini suçlamayı bırakması, bazen ilk kez duygusunu adlandırması, bazen de yalnız olmadığını hissetmesi bile büyük bir adımdır.



 
 
bottom of page