Anne Olmak Sadece Sevmek Değil Dayanmak da Demek
- Jun 15
- 3 min read
Updated: Jun 16
Meliha, 17 yaşındaki kızı Sevim’e bakıyor. Sevim engelli olduğu için günün büyük kısmında annesine ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden Meliha’nın hayatı da uzun zamandır kızının düzenine göre şekillenmiş durumda. Günün saatleri, evin içindeki işler, dışarı çıkma planları, dinlenme zamanları ve hatta Meliha’nın kendi ihtiyaçları bile çoğu zaman Sevim’in bakımına göre belirleniyor. Meliha’nın aslında bir mesleği var. Fakat çalışamıyor. Çünkü onun için bir işe girmek yalnızca iş bulmakla ilgili değil. Evden çıkması gerektiğinde Sevim’i kime bırakacağı, gün içinde bir ihtiyacı olduğunda yanında kimin olacağı, hastalandığında ne yapılacağı ve acil bir durumda kime ulaşılacağı hep aklının bir köşesinde duruyor. Birçok insan için sabah işe gitmek hayatın sıradan bir parçası gibi görünürken, Meliha için evden ayrılmak bile başlı başına zor bir karar haline geliyor.
Sevim’in yemeği, ilacı, temizliği, morali, uykusu ve günlük ihtiyaçları derken gün çoğu zaman fark edilmeden bitiyor. Dışarıdan bakıldığında evde geçirilen bir gün sakin görünebilir. Oysa Meliha’nın günü, sürekli dikkat isteyen bir bakım emeği içinde geçiyor. Bir annenin çocuğuna bakması doğal görülebilir ama bu durum, emeğin görünmez olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü bazı işler maaşla, mesaiyle ya da resmi bir görev tanımıyla ölçülmüyor. Evde, sessizce ve her gün yeniden yapılan bu emek çoğu zaman kimsenin fark etmediği bir sorumluluğa dönüşüyor.
Meliha, kızına bakmayı bir yük gibi anlatmıyor. Sevim onun kızı ve hayatının en önemli parçası. Fakat bunun kolay olmadığını da saklamıyor. Çünkü bir anne olarak sevgiyle yaptığı şey, aynı zamanda büyük bir sorumluluk]taşıyor. Bazen yoruluyor, bazen tükeniyor, bazen de yalnızca birkaç saat kendine kalabilmeyi istiyor. Bu istek, kızından uzaklaşmak istediği anlamına gelmiyor. Sadece insanın nefes almaya, kendi bedenini ve zihnini dinlemeye de ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Sevim büyüse de Meliha’nın anneliği hafiflememiş. Aksine zaman geçtikçe sorumlulukları daha da ağırlaşmış. Çünkü çocuk büyüdükçe ihtiyaçlar bitmiyor;sadece şekil değiştiriyor. Meliha bir yandan bugünün işlerini düşünürken, bir yandan da kızının geleceğini düşünüyor. Sevim’in ilerleyen yıllarda nasıl bir hayat süreceği, ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı ve kendisinden sonra ne olacağı sorusu Meliha’yı en çok yoran düşüncelerden biri oluyor. Bu kaygı, yalnızca bugüne değil, geleceğe de yayılan bir anne kaygısı haline geliyor.
Meliha için hayat, çoğu insanın gördüğü gibi dışarıda akmıyor. Onun dünyası büyük ölçüde evin içinde, Sevim’in yanında geçiyor. Kimi zaman dışarıdaki hayatı uzaktan izliyor. Çalışan insanları, kendi düzenini kuranları, sosyal hayata karışanları gördüğünde, kendi hayatının ne kadar farklı bir yere sıkıştığını daha fazla hissediyor. Fakat yine de her sabah yeniden kalkıyor, kızının ihtiyaçlarıyla ilgileniyor ve günü elinden geldiğince ayakta tutmaya çalışıyor.
Bu süreçte Meliha’nın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de sosyal destek. Çünkü engelli bir bireye bakım vermek yalnızca fiziksel güç gerektirmiyor. Aynı zamanda sabır, dikkat, zaman ve duygusal dayanıklılık istiyor. Aileden, komşulardan, kurumlardan ya da çevreden gelen küçük destekler bile Meliha için büyük anlam taşıyabiliyor. Bazen birkaç saatlik yardım, bazen samimi bir ziyaret, bazen de yalnız olmadığını hissettiren bir söz, onun omuzlarındaki yükü biraz olsun hafifletebiliyor.
Meliha’nın hikayesi, toplumda çoğu zaman görünmeyen bakım veren annelerin hayatına da ışık tutuyor. Bu anneler çoğu zaman kendi isteklerini, mesleklerini, sosyal hayatlarını ve dinlenme haklarını ikinci plana atmak zorunda kalıyor. Onların emeği evin içinde kaldığı için çoğu zaman fark edilmiyor. Oysa her gün verilen ilaç, hazırlanan yemek, yapılan temizlik, beklenen doktor randevusu, geçirilen uykusuz gece ve duyulan gelecek kaygısı, başlı başına büyük bir hayat mücadelesi anlamına geliyor.
Meliha kendi mesleğini yapamasa da, görünmeyen bir emeğin içinde her gün yeniden başlıyor. Onun hayatı, yalnızca annelik üzerinden değil fedakarlık, sabır, yorgunluk ve ayakta kalma çabası üzerinden de okunmalı. Çünkü bazı anneler sadece çocuk büyütmez. Aynı zamanda bir hayatı ayakta tutmaya çalışır.


